Kimler Oruç Tutmak Zorunda Değildir?
Kimler oruç tutmak zorunda değildir sorusu, Ramazan ayı yaklaştıkça en çok merak edilen konular arasına giriyor. Hepimiz orucu tutmak isteriz, ancak bazı durumlarda dinimiz, kolaylığı esas alarak bazı kişilere bu ibadetten muafiyet tanır. Kur’ân’ı Kerim’de “…sizden kim hasta veya yolculukta olursa, tutamadığı günler kadar başka günlerde oruç tutsun…” (Bakara, 2/184) buyrularak belli mazeretlere sahip kişilerin oruç tutmamasına izin verilir. Bu yazıda kimlerin oruç tutmakla yükümlü olmadığını, hangi şartlarda muafiyet kazanıldığını sade bir dille ama ilmî temellere dayalı olarak anlatacağım.
Sağlık Durumu Mazereti
Sağlık, oruçtan muafiyetin en belirgin sebeplerindendir. Ciddi hastalıkları olan, tedavi sürecinde olan ya da oruç tuttuğunda hastalığının artacağı tıbben sabit olan kimseler, oruç tutmak zorunda değildir. Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.s), hastaya ve yolcuya oruç tutmamaları için ruhsat verildiğini ifade etmiştir (Müslim, Sıyam, 15). Ancak bu durum geçiciyse, iyileştikten sonra kaza edilir. Kalıcı bir hastalıksa, oruç yerine fidye verilir.
Yaş ve Akıl Şartı
Oruç tutmak için belli başlı şartlar gerekir: akıl baliğ (ergenlik çağına ermiş) olmak ve akıl sağlığına sahip olmak. Çocuklar ve aklı yerinde olmayan kişiler oruç tutmak zorunda değildir. Yaşlılık sebebiyle oruç tutamayacak derecede zayıf düşmüş kişiler de oruçtan muaftır. Bu kimseler için de fidye vermek uygun görülmüştür (Bkz. Bakara, 2/184).
Seyahat Edenler
Yolculuk halinde olan bir kimse, oruç tutmama ruhsatına sahiptir. Bu konuda Peygamber Efendimiz (s.a.s) hem oruç tutmuş hem de tutmayanlara müsamaha göstermiştir. Mühim olan, yolculuğun kişiye zorluk getirip getirmediğidir. Eğer zorluk varsa oruç ertelenebilir, sonra kaza edilir. Günümüzdeki ulaşım kolaylıkları bazen bu ruhsatı kullanmayı gereksiz kılsa da, her birey kendi durumunu dikkate alarak karar vermelidir.
Kadınlara Özel Durumlar
Adet gören, lohusa olan veya emziren kadınlar da oruç tutmak zorunda değildir. Bu durumdaki hanımlar, Ramazan’dan sonra uygun bir zaman diliminde tutamadıkları oruçları kaza ederler. Şayet emzirme ya da gebelik döneminde hem kendisi hem de bebek için zararlı görülüyorsa, fidye verme durumu söz konusu olabilir. Ancak bu konuda âlimler arasında fıkhi görüş farklılıkları bulunduğu için birey, duruma göre fetva alarak hareket etmelidir.
Sonuç: Oruç Tutmak Bir Sorumluluk, Ama Dinimiz Kolaylık Dini
Görüldüğü gibi, kimler oruç tutmak zorunda değildir sorusunun cevabı tamamen bireyin şartlarına bağlıdır. Dinimiz, zorlaştırmaz; aksine kolaylaştırır. Rabbimiz, bize kaldıramayacağımız yükleri yüklemez. Mühim olan, bu ruhsatları istismar etmeden, nefsimize de uymadan, samimi bir şekilde ibadetlerimizi yerine getirmeye çalışmaktır. Her şartta Rabbimize yönelen bir kalp, en değerli hazinemizdir.